Suni Solunum ve Kalp Masajı

Suni Solunum ve Kalp Masajı

Suni Solunum ve Kalp Masajı Kendi kendine solunumun olmadığı durumlarda, akciğerlerin havalandırılmasını sağlamak ve durmuş olan kalbi yeniden hayata bağlamak çin yapılan işlemler. Boğulma, asılma, elektrik çarpması, karbon monoksit zehirlenmesi gibi hallerde ve genel olarak zahiri ölüm halindeki insanlarda, özellikle nefes alamayan bebeklerde, mümkün olduğu kadar çabuk müdahale edilmelidir. Bu tür olaylarda önce üst solunum yollarını tıkayabilecek aksaklıklar ortadan kaldırılmalıdır. Boğulma halinde ağızdaki suyu ve salgıları boşaltmak; asılma halinde ipi kesmek; elektrik çarpmasında elektirik akımının önlenmesini sağlamak; gazla boğulma durumlarında hastayı temiz havaya çıkartmak gereklidir.

Bu tedbirler alındıktan hemen sonra, normal solunum geri gelinceye veya bir cihazla, sun’i solunuma başlayıncaya kadar ağızdan ağıza, ağızdan buruna veya elle sun’i solunum yaptırma manevralarından biri uygulanır. Sun’i solunumun zamanında başlatılması çok önemlidir. Çünkü beyin hücreleri oksijensizliğe 4-5 dakikadan fazla tahammül edemezler.

Ağızdan ağıza solunum metodu: Hasta sırt üstü dümdüz yatırılır. Baş iyice arkaya doğru gerdirilir ve bir elle iyice arkaya doğru bastırılır, burun tıkanır. Sonra ağız açılır, ağız boşluğu temizlendikten sonra, alt çene öne doğru çekilir, dil bir bezle altçene dişlerinin üstüne doğru bastırılıp hareketsiz tutulur. Dudaklar hastanın ağzına yapıştırılır. Dakikada 12-16 defa olacak şekilde üflenir. Bu üflemelerde hastanın göğsü genişlemelidir. Çocuklarda üfleme ritmi daha fazla olmalıdır. Kurtarıcı ağzını ayırıp çeker, hastanın göğüs kafesi küçülür ve böylece hasta kendiliğinden nefes vermiş olur.

Ağızdan ağıza solunum baş enseye doğru gerdirilmek şartıyla (yolda kaza geçiren veya yıkıntı altında kalan kimseler vs.) oturma durumunda da uygulanabilir.

Ağızdan buruna solunum metodu: Yukarıdakine benzer bir usuldür. Üfleme, ağız kapatılarak burun yoluyla yapılır.

Küçük çocuklarda aynı anda hem ağızdan hem de burundan üflenebilir.

Bu usuller herkes tarafından her yerde ve her durumda uygulanabilir. Kurtarıcı çok çabuk yorulacağından nöbetleşe kurtarıcı değiştirmek gerekir.

Elle yapılan manevralar: Hastanın göğüs kafesini, nefes alma ve verme hareketlerine benzer ritmik hareketlerle bastırmak ve genişletmek esasına dayanır. Göğüs kafesi esnek olduğundan üzerine basılınca nefes zorla dışarı çıkar, baskı kalkınca göğüs genişler, eski haline gelir ve tekrar nefes alınır. Bu sırada kollara yaptırılan hareketlerle nefes alma kolaylaştırılabilir.

Schaefer metodu: Yüzü koyun yatan hastaya uygulanır. Kurtarıcı bel hizasında ata biner gibi hastanın üzerine çıkar, el ayalarıyla göğüs kafesi üzerine bütün ağırlığıyla basar ve nefes vermeyi sağlar, baskı kalkınca göğüs kafesinin esnekliği sayesinde, nefes alma meydana gelir. Bu metodda ağzın boşalması kolaylaşır. Ancak solunum yetersiz kalabilir.

Nielson-Hederer metodu: En üstün tekniktir. Ancak iki kurtarıcı gerekir. Hasta yüzükoyun yatırılır, kollar bükülür, baş eller üzerine yerleştirilir. Kurtarıcılardan biri Schaefer metodunda olduğu gibi, nefes vermeyi sağlarken ikinci göğsü yerden hafifçe kaldıracak şekilde dirsekleri bükerek nefes almayı sağlar. Eğer kurtarıcı tekse hastanın başucuna oturur ve iki zamanlı hareketi şöyle ayarlar: Nefes alma yukarıdaki gibidir, nefes verme ise dirsekler yere bırakıldıktan sonra, kürek kemiklerine bastırılarak sağlanır. Bu usul oldukça yorucudur. Suni solunumu 15-20 dakika hatta bir saat veya daha fazla uzatmak gerekebilir. Çünkü kendi kendine solunum başlayıp tekrar durabilir.

Elle çalışır respiratörlerle sun’i solunum: Bir maskesi, bir konnektörü, bir kapağı ve bir balonu vardır. Bu şekilde olanlara Ambu respiratörü denir. Maske hastaya uygulandıktan sonra, balonun ritmik olarak sıkılması ile balondaki hava hastanın akciğerlerine geçer. Ambu’ya oksijen de katılabilir.

Otomatik respiratörlerle sun’i solunum: Bu amaçla kullanılan respiratörler özelliklerine göre başlıca iki gruba ayrılırlar:

1. Volümetrik respiratörler: Örnek olarak Spiromat’ı gösterebiliriz. Hiç solunumu olmayanlarda kontrollü solunumu sağlar. Buna karşılık yardımcı solunumda, hastanın solunumuna adaptasyonda zorluklar vardır. Volümetrik respiratörler, yüksek kapasitelidir. Elektrikle çalışırlar, oksijen oranı solunum hacmi, adedi, soluk alma-verme basınçları ve aralarındaki oran direkt ayarlanır.

2. Manometrik respiratörler: Örnek; Bird ve Bennet’tir. Oksijen veya havayla çalışır. Yardımcı solunuma da kolayca uyarlar. Kullanılmaları kolaydır. Fakat özellikle çok şişmanlarda volümetrik respiratörler kadar etkili değildirler.

Kalp masajı: Kalbi durmuş olan şahıslara en geç 5 dakika içinde kalp masajına başlanmalıdır. Daha geç kalındığı takdirde, kalp yeniden çalıştırılırsa bile, şahıs bitkisel hayata girecektir. Zira, beyindeki sinir hücreleri kansızlığa 4-5 dakikadan fazla dayanamazlar.

Kalbi duran şahsın, derhal şuuru kaybolur ve yere yıkılır. Fakat her şuuru kapalı veya baygın şahsın kalbi durmuş demek değildir. Şuuru kapalı bir halde yatan şahsın kalbinin çalışıp çalışmadığını anlamak için, önce nabzına bakılır, nabız alınamıyorsa göğsün üzerinden kalp kontrol edilir, çalıştığına dair bir alamet yoksa, derhal kalp masajına geçilir.

İki türlü kalp masajı vardır: Açık masaj ve kapalı masaj. Pratikte uygulanan kapalı kalp masajıdır. Açık kalp masajı, elle direkt olarak kalbin sıkıştırılması suretiyle yapılır ki bu da ancak ameliyatlar esnasında mümkün olabilir veya kapalı kalp masajında bir netice alınamazsa ve başka imkan da yoksa, göğüs kafesinin kırılması suretiyle kalbe açık masaj yapılabilir.

Kapalı kalp masajı: Etkili bir sun’i solunum sağlanır sağlanmaz, etkili bir kalp masajına başlanmalıdır. Etkili bir kapalı kalp masajı için hastanın sert bir yere yatırılması çok mühimdir. Eğer hasta yatakta yatıyorsa, yatağın altına tahta vs. gibi sert bir şey konulmalıdır. Kalp masajını yapacak şahıs hastanın sağına geçer, hafifçe hastanın üzerine eğilir. Dirseklerini kırmadan sol elinin ayasını göğüs kemiğinin (= sternumun) 1/3 alt bölümüne yerleştirir. Bu elini artık hiç yerinden oynatmayacaktır. Sağ elini de sol elinin üzerine koyar. Omuzlarından kuvvet alarak göğüs kemiğini 3-5 cm içeri itecek şekilde kuvvetle bastırır, yarım saniye bu vaziyette bekler, sonra sağ elini gevşetir. Bu işleri ritmik olarak dakikada 60-70 kere tekrarlar. Etkili kalp masajı sırasında normal kan akımının 1/3′ü yaklaşık 30-50 mm cıva basıncıyla çevreye gönderilebilir. Kendine getirme işini bir kişi tek başına yapıyorsa, arka arkaya 5 kalp masajı yaptıktan sonra, sun’i solunum yapar ve aynı işi bu şekilde devam ettirir. Kendine getirmeyi iki kişi yapıyorsa, yine her bir sun’i solunuma karşılık 5 kalp masajı yapılmalıdır. Kapalı kalp masajına hiçbir sebeple 5 saniyeden fazla ara verilmemelidir.

Kapalı kalp masajının bazı komplikasyonları olabilir: Göğüs kemiği kırığı, kaburga kırıkları pnömütoraks (göğse hava kaçması), hemotoraks (akciğerleri örten iki tabakalı göğüs zarlarının arasında hava ve kan toplanması), aort damarı yırtılması, dalak ve karaciğer yırtılması gibi. Bunlara mani olmak için, elin göğüs kemiğindeki yerinden daha aşağıda olan ksifoid (göğüs kemiğinin hançer şeklindeki alt ucu) üzerine kaymamasına özellikle dikkat edilmelidir. Ayrıca göğüs kemiğinin alt ucuna veya kaburgalar üzerine basınç tatbik edilmemelidir. Tatbik edilen basınç çok ani ve çok şiddetli olmamalıdır. Göğüs ve karın üzerine aynı zamanda basınç yapılmamalıdır: Sun’i solunum esnasında kapalı kalp masajına ara verilmelidir.

Sun’i solunum ve kapalı kalp masajıyla femoral (uyluk) veya karotis (boyun) atardamarında nabzın alınması, göz bebeklerinin küçülmesi, morarmanın gerilemesi ve normal solunumun geri dönmesi temel hayat desteğinin başarıyla yapıldığının önemli bulgularıdır. Bu şekilde temel hayat desteğini devam ettirirken, bir yandan da ileri hayat desteğinin teminine geçilmelidir. Bu da mutlaka hastane şartlarında olmalıdır.

DİKKAT: Suni solunum ve kalp masajı sadece yeterli donamıma sahip sağlık personeli ve bununla ilgili eğitim almış kimseler tarafından yapılmalıdır. Bu konuda eğitim almadıkça kimseye müdahale etmeyiniz, en kısa sürede 112 Acil hattını arayınız.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

Popularity: 2% [?]

16 Haziran 2010
Okunma
bosluk

3D Tv Panasonic Ve Samsung Testte

3D Tv Panasonic Ve Samsung Testte

Yakında sinemalar evlerinizde olacak! Panasonic TX-P50VT20E modeliyle, Samsung ise UE46C8790 modeliyle üretime başlıyor ve aynı zamanda TV’lerde 3. boyutun savaşını da başlatıyorlar. Chip Online ekibi olarak bu iki ürünü tüm detaylarıyla karşılaştırdık ve 3D tacını hangi yenilikçi devin kapacağına karar verdik.

Bu yıl sinemalarda izleyici sayısıyla öne çıkan, hatta film sektörüne yepyeni teknolojiler getiren iki film vardı. Tabiki “Avatar” ve “Titan’ların Savaşı”ndan bahsediyoruz. Bu iki film sayesinde 3 boyut teknolojisi hakkında yazılıp çizilenler de çok fazlaydı. Fakat yalnızca sinemalardaki üç boyut değil, TV’lerdeki 3D teknolojisi de bu günlerde en çok konuşulan konulardan biri.

İlk 3 boyutlu televizyonlar
Birçok üretici 3D TV’leri hakkında prototip projeler hazırladı ve reklamlar yaptı. Buna karşın Panasonic TX-P50VT20E ve Samsung UE46C8790 seri üretimine başlanan ilk 3D TV modelleri oldu. Panasonic, 3 boyutlu televizyonunda plazma teknolojisini kullanmayı tercih ederken, Samsung ise bu modelinde LED ekranına oldukça güveniyor. Sonuç olarak artık TV’lerde üç boyutlu filmlerin keyfini çıkarabileceğiz. Fakat televizyonun yanında 3D destekli bir Blu-ray oynatıcıya ve Liquid Crystal Shutter Glasses adı verilen TV ile uyumlu gözlüklere de gereksinim duyuluyor. Bu nedenle testimizde her iki markanın bu üçlü kombinasyonunu oluşturarak en yeteneklisini ortaya çıkardık.

Zorlu 3D testi
Testte kullandığımız Panasonic kombinasyonu şu şekilde: Panasonic TX-P50VT20E plazma TV, gözlükler ve Panasonic’in 3D uyumlu DMP-BDT300 Blu-ray oynatıcısı. Samsung cephesinde ise Samsung UE46C8790 LED TV, gözlükler ve Samsung BD-C6900 3D uyumlu Blu-ray oynatıcı kullanıldı. Hazırladığımız bu üç parçalı TV setlerini ilk olarak ayrı ayrı olarak seyrettik ve dikkatle inceledik. Ardından her iki televizyonu da HDMI Splitter yardımıyla Blu-ray oynatıcılarımızın bir tanesine bağladık ve doğrudan karşılaştırma durumunda neler yapabildiklerini gördük. Son olarak tüm sonuçları esas alarak birincimizi seçtik.

Samsung, UE46C8790 ve BD-C6900 modelleri ile 3D TV setlerini ilk üreten firma oldu. Yani bu açıdan ilk liderliği kazandığını söylemek mümkün. Fakat bizim açımızdan ise kimin daha iyisini ürettiği önemli. Bu nedenle LED televizyonumuzu, 3D gözlüğümüzü ve Blu-ray oynatıcımızı kaptık ve Samsung’un setini mercek altına aldık.

46 inçlik bir TV olan UE46C8790, LED teknolojisini kullanıyor. Ayrıca Samsung’un bu modelde LED’leri ekran kenarlarına dağıtan EDGE LED sistemini kullandığının da altını çizmekte yarar var. Testimizde 3D filmleri oynatma görevi ise Samsung’un yepyeni Blu-ray oynatıcısı BD-C6900′a verildi. BD-C6900, normal 2D Blu-ray performans testlerinde de öne çıkan ürünlerden biri.

3D görüntüde gölge çizgiler
İlk olarak Samsung’un 3D setinin testimizde olağanüstü bir performans ortaya koymadığını söyleyebiliriz. Demo videomuzda (3D Blu-ray Diski, “Monsters vs. Aliens”) sık sık kişiler ve eşyaların ana hatlarında oluşan gölge çizgiler gördük. Yüksek hızda fotoğraf çekebilen bir kamera yardımıyla (Casio Exilim EX-S1) videomuzu ağır çekimde oynatarak bu kareleri yakaladık ve sonuç olarak buna neden olan şeyin görüntü panelinin arka kısmında bulunan aydınlatma olduğu konusunda görüş birliğine vardık. Fakat ağır çekimde gözlükle bakıldığında herhangi bir gölge görünmüyor.

Parlaklık kaybı
Samsung 3D Blu-rayTestte kullandığımız Samsung TV’nin parlaklığı normal 2D görüntüde 420 Kandela ve bu iyi bir değer. Fakat 3D görüntüde bu parlaklık oldukça düştü ve metrekarede 115 Kandela olarak hesapladık. Bu noktada 2D’ye nazaran 3D görüntüde parlaklığın azalmasının teknik açıdan normal bir durum olduğunu belirtmekte yarar var. Üstelik kullanılan gözlük ile bu oran daha da düşüyor. Ve Samsung için bizim ölçtüğümüz oran da 77 Kandela oldu.

2D görüntüyü 3D’ye dönüştürme özelliği
Samsung’un 3D televizyonu ile 2D materyalleri 3D formatında izlemek mümkün. TV’nin içerisinde bulunan dahili işlemci görüntüleri oldukça performanslı bir şekilde işliyor. Üstelik sinyal kaynağı da aynı oranda aktarılıyor. Testimizde görüntüler gayet iyiydi fakat derinlik biraz farklıydı. Yani dışa doğru değil, daha çok içeri doğru derinlik oluştu. Yalnız, bu sistem resmin önünde yayılan nesnelerin gösterimi esnasındaki hataları da engelliyor. Ayrıca gölge çizgilere burada da rastladık.

Kayan gözlükler
Samsung 3D GözlükSamsung’un gözlükleri çok hafif ve kafanızı biraz salladığınızda kolayca kayıyor. Fakat görüş alanı konusunda oldukça iyi bir tasarıma sahip. Gözlük, TV üzerindeki alıcıyla iletişime geçer geçmez çalışmaya başlıyor. Ayrıca kafanızı başka yöne çevirdiğinizde otomatik olarak kapanıyor. Açma kapama düğmesi ise bizce biraz yanlış bir noktada bulunuyor. Bu buton tam olarak gözlük menteşelerinin yakınındaki üst kısıma konulmuş. Ve gözlüğü alırken veya bırakırken yanlışlıkla basma ihtimaliniz hayli yüksek.

Fiyat
Samsung, bu incelediğimiz cihazları set olarak değil ayrı ayrı satıyor. Samsung UE46C8790 televizyonun çok yakında satışına başlanacak ve fiyatının yaklaşık 3350 $ olması bekleniyor. Samsung BD-C6900 Blu-ray oynatıcıyı şu an almanız mümkün ve fiyatı ise 420 $ civarında bulunuyor. Set olarak satılan iki gözlüğün (Samsung SSG-P2100T) fiyatı ise yaklaşık 300 $ ve yanında “Monsters vs. Aliens” Blu-ray diski de hediye . Kısacası 3D filmleri izleyebilmek için böyle bir Samsung setine yaklaşık 4100 $ ödemeniz gerekiyor. Ayrıca belirtilen miktarlar da yurtdışı fiyatı.

Panasonic, 3D teknolojisine sahip plazma TV üreten ilk firma oldu. 50 inçlik TX-P50VT20E modeli, 600 Hz alan taramasıyla ve hızlı tepkime süresiyle enfes bir 3D gösterisi sunuyor.

Panasonic, plazma televizyonlarının tamamında 37 inç üstü ekran genişliği kullanıyor ve bu durum 3D televizyonu TX-P50VT20E için de geçerli. Üretici bunun sebebini daha hızlı tepkime sağlaması yönünde açıklıyor. Testte kullandığımız set ekipmanlarımız ise şu şekilde: Panasonic TX-P50VT20E 3D TV, 2 adet gözlük ve 3D destekli DMP-BDT300 Blu-ray oynatıcı. Bu oynatıcının 2D konusunda piyasadaki en iyi oynatıcılardan biri olduğununda altını çizmekte yarar var.

3D görüntü gayet iyi
Testlerde plazma teknolojisinin farkı oldukça net şekilde ortaya çıktı. 50 inçlik ekran, hızlı tepkime süresiyle birlikte 3D performansını pozitif yönde etkiliyor. 3 boyutlu görüntülerdeki parazit miktarı ve nesnelerdeki gölge hatlar Samsung UE46C8790 LED televizyondakilerden daha az. Ayrıca yüksek hızlı kamerayla yaptığımız çekimlerden elde ettiğimiz sonuçlar da bu düşüncemizi doğruladı.

2D’den 3D’ye dönüştürme özelliği yok
Panasonic Blu-ray oynatıcıBir sonraki testimiz için Panasonic plazmada 2D, 3D, gözlüklü ve gözlüksüz ekran parlaklığını ölçmek istedik. Fakat Panasonic plazmada ne yazık ki 2D – 3D dönüştürme özelliği bulunmadığından test için tamamen beyaz bir 3D resim oynatamadık. Bunun yerine Blu-ray oynatıcının demo diskinde, ekranın üst kısmında küçük de olsa hemen hemen beyaz olan bir bulut görüntüsü yakaladık. Bu bulut 2D görüntüde 115 Kandela’lık bir parlaklık sunarken, 3D modunda 56 Kandela, gözlükle ise metrekarede yalnızca 19 Kandela oranında parlaklığa sahipti. Yalnız bu oranlar bulut yüzeyinin çok küçük olması sebebiyle Samsung’un aldığı değerlerle kesinlikle karşılaştırılmamalı. Fakat şunu da açıkça söyleyebiliriz: Hem 3D görüntüde hem de gözlük ile ekran bariz şekilde karanlık. Fakat genel olarak Samsung ile karşılaştırıldığında Panasonic ekranı daha parlak.

Sabit gözlükler
Panasonic 3D GözlükPanasonic’in gözlükleri çok iyi tasarlanmış ve yüzünüze gayet iyi oturuyor. Ayrıca gözlük kullananlar için de oldukça ideal ve iki gözlük aynı anda kullanılabiliyor. Açma kapama düğmesi ise uygun bir yer olan sapın alt kısmına gizlenmiş. Tıpkı Samsung’da olduğu gibi az sayıda gözlükte bulunan sensör sayesinde kafanızı çevirdiğinizde gözlük otomatik olarak kapanıyor.

Fiyat
Panasonic TX-P50VT20E 3D plazma televizyonun fiyatı, yanında iki adet 3D gözlükle birlikte yaklaşık 3000 $. 3D destekli Panasonic DMP-BDT300 Blu-ray oynatıcının fiyatı ise 600 dolar civarında. Yani Panasonic 3D set için toplam 3600 dolarlık bir miktarı gözden çıkarmanız gerekiyor.

Panasonic TX-P50VT20E ve Samsung UE46C8790 arasındaki 3D düellosunda kazananın kim olduğunu net olark söylemek güç. Her iki marka da oldukça yeni teknolojileri kullanmış fakat henüz tam anlamıyla mükemmel değiller. Ve mükemmele ulaşmak için biraz daha zaman gerekiyor.

Şayet Avatar’ın sinemadaki olağanüstü efektlerini bekliyorsanız her iki televizyon da sizin için hayal kırıklığı olacaktır. Tabiki 3D efektleri görülebiliyor, fakat bu efektler kesinlikle beyaz perdedeki kadar değiller. Ayrıca resimlerde çok fazla hatalar bulunuyor ve özellikle Samsung’un ekranı gölge ve çift nesne hatları nedeniyle evde 3D sinema keyfini bozabilir.

3D tepkime süresi kazananı belirledi
Panasonic TX-P50VT20E’nin plazma teknolojisi 3D görüntüde tüm gücünü ortaya koyuyor. Hızlı tepkime süresi sayesinde resim hataları Samsung’daki gibi sürekli değil, nadiren meydana geliyor. Fakat Samsung’un LED’i de 2D görüntüleri 3D’ye dönüştürme konusunda testte kullandığımız “Monsters vs. Aliens” Blu-ray demosundan bile neredeyse daha iyi. Ve piyasadaki 3D filmlerin sayısı çok fazla olmadığı için bu özellik oldukça etkileyici.
Gözlük konusunda ise Panasonic modelini Samsung’un gözlüğünden daha çok beğendik. Çünkü hem daha rahat hem de açma kapama düğmesi daha iyi bir noktada. Fakat çalışma ve sensör konularında her ikisi de gayet başarılı.

İyi bir bütçe şart
Değineceğimiz son konu ise fiyatlar. Panasonic TX-P50VT20E plazmanın yanında iki adet gözlük de fiyata dahil ve aynı zamanda düellonun da galibi olduğu için bizim önerimiz Panasonic modeli olacak. Fakat Samsung’un Blu-ray oynatıcısı da bu alanda daha uygun görünüyor. Sonuç olarak henüz tam anlamıyla gelişmemiş bir teknoloji olmasına rağmen 3 boyutlu ev sineması gibi lüks zevkleriniz varsa 3500$ üstü bir miktarı gözden çıkarmanız gerekiyor. Türkiye için fiyat beklentimiz ise doğal olarak daha yüksek .

chip.com.tr

Popularity: 15% [?]

14 Haziran 2010
Okunma
bosluk

KßAC

KßAC

Квас (ср. русск. квасить) — национальный слабоалкогольный [1] напиток с объёмной долей этилового спирта не более 1,2 %, изготовленный в результате незавершённого спиртового или спиртового и молочнокислого брожения сусла.[2] Обладает приятным, освежающим вкусом, полезен для пищеварения, улучшает обмен веществ, благотворно влияет на сердечно-сосудистую систему.[3]

В России квас считается самостоятельным напитком, хотя в руководстве по типам пива, сертификационной программы пивных судей (BJCP), квас относится к категории «специальное пиво», где описывается пиво с необычными технологиями, сырьем, добавками, а также исторические, традиционные, местные марки.[4]

История

Советский рекламный плакат фруктового кваса

Квасная бочка в Ижевске, Удмуртия

Квасная бочка в Калининграде

Бутилированный квас

[править] Античность

Квас — очень древний напиток. Первые прототипы, представлявшие нечто среднее между квасом и пивом, появились ещё в Египте в 6 тысячелетии до н. э., описания весьма похожих на квас напитков сделали также Гиппократ, Геродот и Плиний Старший. Фруктовые квасы известны также в Вавилоне, хотя и не получили распространения в Междуречье.

[править] Квас на Руси

Славянам квас известен более тысячи лет. Известно, что восточные славяне владели рецептами изготовления задолго до образования Киевской Руси. Первое же упоминание о квасе в русских письменных источниках датируется 989 годом: после крещения князь Владимир I Святославич приказал раздать народу «пищу, мёд и квас». Умели готовить квас также в Польше и Литве.

Костомаров пишет “Кроме простого, так называемого житного, приготовляемого из ячменного или ржаного солода, были квасы медвяные и ягодные.

На Руси квас был повсеместным и каждодневным напитком: его готовили и крестьяне, и помещики, и военные, и монахи, а его наличие в доме считалось признаком благополучия. Русские крестьяне, отправляясь на работу в поле или другую тяжёлую работу, брали с собой квас, так как считали, что он восстанавливает силы и снимает усталость. Это подтверждают не только народные пословицы и высказывания, но и современные исследования.

«Квас, как хлеб, никогда не надоест»
«Русский квас много народу спас»
«И худой квас лучше хорошей воды»
«Щи с мясом, а нет — так хлеб с квасом»
«Кабы хлеб да квас, так и все у нас»

К XV веку на Руси существовало более 500 сортов кваса.[5]

В 1913 году В.С. Сотников доказал, что в квасе гибнут тифозные и паратифозные микроорганизмы. Квас даже считали чудодейственным напитком, помогающим при всех болезнях. В посты, особенно в летнее время, главную пищу простого народа составлял квас с зелёным луком и чёрным хлебом.[6][7]

Квас почитался почти священным напитком и обязательно присутствовал в многочисленных обрядах. Например, перед свадьбой в обряде мытья невесты в бане девушки лили на каменку квас с хмелем, остатки которого потом допивали. После венчания родители жениха встречали молодых хлебом и квасом (соль появилась значительно позже).

Квас был также как оберег. При пожаре, вызванным молнией, считалось, что потушить его можно только молоком или квасом. И чтобы огонь такого пожара не шёл дальше, в пламя обязательно бросали обруч с квасной шайки.

Согласно Брокгаузу и Ефрону[8] различные сорта хлебного кваса называются русским квасом, баварским квасом, кислыми щами и др. Фруктовые и ягодные квасы или представляют хлебный квас, сдобренный соком плодов или ягод, или приготавливаются непосредственно из сока ягод с помощью дрожжей.

Popularity: 2% [?]

13 Haziran 2010
Okunma
bosluk

Kvas

Kvas

Kvass ya da kvas (Rusça Квас), tahil bitkisi olan çavdar’dan yapılan bir Rus birasıdır.

Kvas ,komünist kola diye adlandırılan, çavdar ekmeğinin suda bekletilip mayalanması sonucu oluşan bir içecektir ve tarihi komünizmden eskidir milli ve kültürel bir içecektir. Alkol oranı düşük olduğundan Rus ve Ukrayna halkları tarafından severek tüketilir. Yol kenarlarında bu içeceğin satıldığı tankerler vardır ister bardakla veya litreyle boza alır satılır.

Rusya, Belarus Ukrayna, eski Sovyet ülkleri ve orta avrupa ülkelerinde popüler olan Kvas, 0.05-1.44% oranında alkol içermektedir.

Rusya‘nın votkadan sonra milli içeceği Kvas, Rus serinletici içecekleri arasında en popüler olanlardan birisidir. Kvas o kadar popülerdir ki, sudan sonra en yaygın ve insanların sudan daha fazla tercih ettikleri içecek olarak gösterilir. Kvasın çok yönlü kullanımı, kalitesi ve özellikleri yüzyıllardır Rusya‘ya gelen yabancı misafirleri şaşırmaktadır. Onlar bu tadına doyulmaz, lezzetli mayalanmış içeceği çok yönlü kullanıma inanamamaktadır. Kvas insanların soğuk kış günlerinde kurtaran bir ilaçtır ki gerçek Rus kvası biralık arpadan yapılmaktadır ve vitamin B ve vitamin C içermektedir. Ev yapımı halk ilaçlarında Kvas, soğuk algınlığı, ateş ve hazım sorunları gibi birçok rahatsızlık için kullanılmkatadır. Rus hastanelerinde Kvas her hasta için gerekli günlük bir içecek olarak verilir. Enerji içeceği olarak bilinmektedir.

Kvas ilk defa  orta avrupada Slav ırkaları tarafından  yapılmaya başlanmıştır.(989) Kvasın geçmişi eski Kiev Ruslarından Daha öncesine dayanmaktadır. Kvas kelimesi  Ukrayna kökenlidir. Kvas Ruscada Ekşi İçecek Anlamına  Gelmektedir

Popularity: 3% [?]

12 Haziran 2010
Okunma
bosluk
 Son Yazılar FriendFeed
reklam
reklam
reklam
reklam

Tavsiye Bağlantılar