CERRAHİDE KULLANILAN TERİMLER SÖZLÜĞÜ

CERRAHİDE KULLANILAN TERİMLER SÖZLÜĞÜ

ANATOMİ : İnsan vücudunun yapısını inceleyen bilim dalıdır.

FİZYOLOJİ : Organların işleyiş ve çalışma biçimlerini inceleyen bilim dalıdır.

TERAPETİ : Bakterilerin yapsını ve hayatını inceler.

BAKTERİYOLOJİ : Bakterilerin yapısını ve hayatını inceler.

ANTİSEPSİ : Yaralardaki mikropların bulaşmasını önleyici tedbirleri kapsar.

STERİLİZASYON : Hastalık doğurucu mikroskopluk organizmaları öldürme.

ANESTEZİ : Uyuşturucu veya bayıltıcı maddelerin uygulanması.

NARKOTİK : Narkozda kullanılan morfin,kloroform,eter,azot protoksit v.b. gibi gaz veya sıvı maddeler.

TREPANASYON : Kafatasının delinmesi yoluyla beyine yapılan müdahale.

REZEKSİYON : Organın bütününü veya bir bölümünü kesip çıkarma.

AMPUTASYON : Hasta veya zararlı bir organı kesip alma

EKTOMİ : Bir organın ya da dokunun çıkarılması

KARDİYOTOMİ : Kalbin ameliyatla açılması

 

 

Popularity: 8% [?]

22 Nisan 2011
Okunma
bosluk

Gebelikte ilaç kullanımına dikkat

Gebelikte ilaç kullanımına dikkat

Bebek bekleyen anne adaylarına, gebelikte ilaç kullanımına dikkat etmeleri, saç boyası ve perma gibi işlemlerden kaçınmaları uyarısı geldi.

Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde anne adaylarını bilgilendirmek için düzenlenen ”Gebelikte İlaç Kullanımı” konulu toplantıda uzmanlar gebelikte alınan ilaçların bebeğe geçme yolları, bu dönemde ilaç kullanımının sınıflandırılması, yanlış ilaç kullanımının zararları, hangi ilacın ne zaman kullanılması gerektiği konularında bilgiler verildi.

Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Ümit Göktolga, ”gebelikte ilaç kullanılmamalı” ya da ”her ilaç kullanılabilir” gibi genellemelerin yanlışlığına işaret etti.

Hekim kontrolünde, uygun dozda kullanılabilecek ilaçlar bulunduğunu bildiren Göktolga, ”Gebeliğin her dönemi ilaç kullanımı açısından ayrı özelliklere sahiptir. Bunlar içerisinde ilk üç ay (1.Trimaster) en önemli olan dönemdir” dedi.

Op. Dr. Ömer Lütfi Tapısız da, gebelikte ilaç kullanırken çok dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.

Özellikle gebeliğin ilk ayında ilaç kullanımında ”ya hep ya hiç” kuralının geçerli olduğunu vurgulayan Tapısız, ”Yani bir aylık bir gebe ilaç kullandığında ya bebeğe hiçbir zarar vermez, ya da düşüğe neden olur. Türkiye’de gebelik sırasında ilaç kullanım oranı çok yüksek. Gebelik sırasında reçeteli ya da reçetesiz ilaç kullanma oranı yüzde 90 düzeyinde” şeklinde konuştu.

Gebelikte ilaç kullanımı nedeniyle ya da kimyasallara maruz kalınmasının bebekte oluşabilecek anomalilerin önlenmesi için doktor onayı olmadan ilaç alınmaması uyarısında bulunan Tapısız, ”Oluşabilecek anomaliler çocuğun hayatı boyunca taşıyacağı olağan dışı bedensel ve zihinsel gelişim bozukluklarını içerebilir. Anne adayının bu anormalliklerin sorumlusu olmaması gerekir” dedi.

”SAÇ BOYALARINA DİKKAT”

Op. Dr. Şadıman Altınbaş ise anne adaylarının ağrı kesicileri kullanırken çok dikkat etmeleri gerektiğini bildirdi.

Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçların hekime danışılmadan alınmamasını öneren Altınbaş, ”Eğer ağrı kesici kullanılması gerekiyorsa parasetamol içerikli ilaçlar tercih edilmeli” tavsiyesini dile getirdi.

Gebelikte gerekli durumlarda antibiyotik kullanılabileceğini, ancak bunun dozunu ve süresini hekimin belirlemesi gerektiğini vurgulayan Altınbaş, diğer kimyasallarla ilgili de şunlara dikkati çekti:

”Anne adayları gebeliğin ilk üç ayında bitkisel içerikli de olsa kesinlikle saç boyası kullanmamalı, saç düzeltme ve perma gibi işlemleri yaptırmamalıdırlar. İlk üç aydan sonraki dönemde bitkisel içerikli saç boyaları kullanılabilir. Kozmetik kullanımında hiçbir yöntem kesin güvenilir değildir.”

Popularity: 14% [?]

30 Ocak 2011
Okunma
bosluk

Astımı olanlara sahil zararlı

Astımı olanlara sahil zararlı
A.A
Astımı olanlara sahil zararlı
Astım hastalığının sahil kesimlerinde daha zor kontrol altına alındığı, bu hastaların daha rahat yaşayabilmesi için kendilerine uygun coğrafi bölgeleri bulması gerektiği bildirildi.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ramazan Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, astım hastalığının solunum yollarının daralmasıyla oluştuğunu, solunum yollarındaki daralmanın sebebinin oradaki kasların bazı alerjenler ve diğer etkenlerle kasılması olduğunu söyledi. Demir, astım hastalığının nedeniyle ilgili olarak şöyle konuştu:

“Polen alerjisi ve ev tozu alerjisi en etkili olanıdır. Ev tozu alerjisine sebep olan akar dediğimiz canlılar, çok küçük mikroskobik canlılardır. Bu canlıların bir özelliği sıcak ve nemli yerleri sevmeleridir. Üremeleri için sıcak ve nemli ortam gerekiyor. Onun için de sahil kesimlerinde bunlar daha çok çoğalma imkanı bulur. Evlerde halının altında, kullanılmayan yerlerde, yünlerde, yatak örtülerinin altında, her yerde uygun ortamı, sıcaklığı bulduğu taktirde kolayca ürüyorlar. Bunlar öldükleri zaman parçalanıyorlar ve ortama kolayca karışıyorlar. Duyarlı kişilerde, hakikaten astımlıların baş belası oluyor. Bunların ortadan kaldırılmaları pek mümkün değil, onun için de duyarlılığı olan ve sahil kesiminde yaşayan astımlıları kontrol altına almak pek mümkün olmuyor.”

Demir, sahil kesiminin bitki örtüsü bakımından da zengin olduğunu belirterek, “Bu bölgelerde polen miktarı da fazla oluyor, dolayısıyla bitki polenlerine karşı alerjik reaksiyonlar daha sık görülüyor. Deniz kenarında yaşayan kişilerde akar ve polenler nedeniyle astım daha etkili görülüyor” dedi.

Sahil bölgelerinde, nemi seven mantarların da astıma sebep olabileceğini anlatan Demir, şunları kaydetti:
“Genelde sahil kesiminde yaşayan astımlıları kontrol etmek daha zordur diye bir şey vardır. Bunun sebebi de bu alerjenlerin sahil kesiminde daha çok olması ve astımlıları tetikleyip hasta olmalarına sebep olmasıdır. Astımlılar için kuru iklime sahip olan İç Anadolu Bölgesi, Doğu Anadolu Bölgesi daha uygundur. Ama bu herkes için geçerli olmayabilir. Bir kişinin mesela soğuğa karşı duyarlılığı vardır, soğukta kolayca enfeksiyon meydana gelebilir. Soğuğa karşı kendini koruyamazsa bu bölgelerde de hasta olabilir. Bir başka durum da hava kirliliğidir. Astımlı, kuru iklim bölgesinde olmasına rağmen hava kirliliğinden dolayı hasta olabilir. Bu nedenlerden dolayı astım hastalarının daha kolay tedavi edilebilmesi ve daha rahat yaşamaları için kendilerine en uygun bölgeyi bulmaları gerekiyor.”

Popularity: 13% [?]

14 Ocak 2011
Okunma
bosluk

Cinsel isteksizliğin 13 nedeni

Cinsel isteksizliğin 13 nedeni

Cinsel isteksizliğin 13 nedeni

Az Uyumak

Çok erken kalkıyor ve geç yatağa girmek etkendir. Yeterli uyumazsanız vücudunuzda hem fiziksel hemde duygusal olmusuz etkilenir

Obezite

Uzmanlara göre fazla kilolu veya obez olmak, cinsel performans konusunda sorun yaratabilir. Bu neden tam olarak bilinmese de birçok doktor, bunu kilo nedeniyle kendine güven eksikliğinede bağlıyor.

Stres

Stres altındayken bir sürü şeyi iyi yapan nadir insanlardan biri olabilirsiniz. Ancak buna cinsel hayatınız dahi değil. İş stresi, para sorunları, ailede hasta olan biri için duyulan endişe gibi nedenler, libidonuzu düşürür. Stres düzeyinizi kontrol altında tutmak ve stres yönetim teknizlerini öğrenmek için mutlaka bir uzmandan yardım alın.

Menapoz

Dünyada birçok kadın menopoz yüzünden cinsel isteklerinin azaldığını rapor etmiştir. Menopozol semptomlar hormon değişiklikleri bütün vücudu etkileyen bir durumdur. Menopozdan ötürü yaşanan semptomlar ilaçlarla kontrol altında tutulabilir.

Vücunuzun Şekli

Vücunuzun şekli ve kilonuzdan ötürü kendinizi seksi bulmayabilirsiniz. Çok kilolu olmasanız bile kendi alğınız sizin duygularınızı etkileyebilir. Algınız üzerinde çalışmak yada kilo vermek yararlı olur. Spor , fiziksel olarak vücunuzu şekillendiren hormonlar açısından yardımcıdır.

İlaç Kullanmak

Bazı ilaçlar cinsel isteksizlik yaratabilir. Her zaman kullandığınız ilacın dozunun artması yada azalması da etki edebilir.

Düşük Testosteron

Testosteron her iki cinsi de ilgilendiren bir konudur. Ancak kadınların hormon düzeni erkeklerden daha farklıdır ve daha karışıktır.Ve bazen cinsel isteksizliğe yol açabilir.

Ereksiyon

Ereksiyon problemleri de çiftleri cinsel hayattan uzaklaştırır.

Deprasyon

Eğer cinsel isteksizlik yeni başlıyorsa bu farkında olmadığınız deprasyonun başlangıcı olabilir

İlişkide Sorunlar

Çiftler arasında çözüme kavuşmamış sorunlar cinsel dürtünüzün katili olabilir. Cinsel haytta duygusal yakınlık özellikle kadınlar için önemlidir. Üstü kapatılmamış sonuca varılmamaış, tartışmalar, yanlış anlaşılmalar gibi konularda nedenlerden biri olabilir.

Alkol

Bir kadeh ya da iki kadeh içki herzaman keyfinizi yerine getirmeyebilir. Alkolün bu konuda faydadan ziyade zarar getirdiği bilinen bir gerçektir.

Ebeveynlik

Ayak altında doloşan çocuklar, çiftleri birbirine zaman ayırmaktan alıkoyabilir. Bu gibi durumlarda çocuklara kısa süreliğine bakıcılık yapacak birinin faydası olabilir.

Popularity: 13% [?]

12 Ocak 2011
Okunma
bosluk

Sağlıklı uyanmak için 10 öneri

Sağlıklı uyanmak için 10 öneri

İngiliz uzmanlar sabahları daha dinç ve mutlu uyanmak için yapılması gereken 10 şeyi araştırdı

Loughborough Üniversitesi gerotoloji uzmanı Psikiyatrist Kevin Morgan’ın yaptığı bir çalışmaya göre zinde uyanmanın temel 10 sırrı:

1. Uyku öncesi cilt temizliği

Uykuya hazırlanırken, yatağa girmeden en az bir saat önce yüzün temizlendiğinden emin olunmalı. Dermatologların da önerdiği üzere, uyumadan önce cildin salgıladığı yağlar, ölü hücreler ve toksinlerin arındırılması tüm gece cildin kan akışını düzene sokarak, kendini yenileyebilmesine olanak tanıyor.

2. Uyku pozisyonu
Omurganın ve vücudun rahat edebileceği bir şekilde, omuz ve boynun incinmemesine dikkat edilmeli. Gece boyunca tüm ağırlık omurgada olacağından düzgün bir yatış pozisyonuna, omurganın şeklini koruyabilmesi ve sabah olası bir tutulmayı önlemek için önem veriliyor.

3. Rahat bir yastık

Boynu oranlı bir şekilde destekleyecek iki yumuşak yastık veya 5 cm kalınlığında 3 adet yastık, kanın tek bir yerde toplanmaması ve baş ağrısı yaşamadan uyanabilmek için gerekli bir önlem olarak görülüyor.

4. KOZMETİKTEN Tasarruf yapın

Göz makyajlarının neden olduğu temizleyiciler için tonlarca para harcamaya gerek yok. Yüz temizliğinde ve özellikle en önce kırışmaya başlayan göz çevresindeki makyajın düzgün çıkarılması yeterli.

5. Aç uyumayın
Sabah aynada göreceğiniz yüzün solgun değil canlı ve taze bir görünümde olması için, uyumadan önce et, makarna, pilav gibi protein ve karbonhidrat ağırlıklı olmamak üzere, hafif bir öğünle beslenmek öneriliyor.

6. Süt
İyi bir uykunun sırrı olarak bilinen melatonin hormonunu yeterince salgılayabilenlerin güne güzel başladıklarına dikkat çekilerek, uykuyu destekleme ve derinleştirme yönünden süt, en güçlü doğal içecek kabul ediliyor

7. Alarmı 15 dakika erkene alın
Uyanılacak saatten en az 15 dakika önceye alarm kurarak, sadece aniden yataktan fırlamanın ve panikle uyanmanın önüne geçildiği gibi ani kalkışların kısa bir süre içinde yeniden uyku bastırması olarak sonuçlanması engelleniyor. Isınma hareketleriyle, vücut güne, daha sağlıklı ve uykusunu almış başlar.

8. Havalı saçlar
Gece boyu başın üstüne yatılarak ezilip sönen saçlarla sabah vakit kaybetmemek ve aynaya bakınca gülümseyebilmek için, uyumadan önce yapılacak küçük bir şekillendirici takviyesi, güne başlarken kendinizi iyi hissetmenizi sağlayabilecek önemli bir ayrıntı olarak gösteriliyor.

9. Bol su İÇİN
Gün içinde en az 8 bardak içmenin faydası kanıtlanan su, sabah kalkar kalkmaz da içildiğinde hem gece boyu susuz kalan vücudun ihtiyacını gideriyor hem de cildinizin kurumasını önlüyor.

10. Kafeinden uzak durun

Özellikle uyku vaktine yakın kafein veya alkol tüketmek, kalitesiz bir uyanışa zemin hazırlıyor. Kahve, kola gibi gibi uyarıcı kafeinleri günün öğleden sonra saatlerinde tüketmeyi kesmek ve akşam yemeğinde bir kadehten fazla şarap içmemek uyanırken yaşanılan zorlukları azaltıyor.

Pancar suyu daha az oksijen yaktırıyor
İngiliz Exeter ve Peninsula Üniversiteleri’nde yapılan bir araştırma sonucuna göre, pancar suyunda genç kalmanın iksiri sayılabilecek özellikler tespit edildi. Pancar suyunun içindeki nitrat yoğunluğu, egzersiz yaparken tüketilen oksijen miktarını azaltarak, ciğerlere daha az baskı yapılmasını sağlıyor. Pancar suyu içildikten sonra yürüyüş yapan insanların, normale oranla yüzde 12 daha az yoruldukları gözlendi. Pancar suyu, damarları genişleterek, aktivite sırasında kaslara yüklenilen oksijen oranının düşmesini sağlıyor. Araştırma ekibinden Profesör Andy Jones, “Pancar suyu gibi nitrat bakımından zengin bir içeceği kullandığımız her performansta gözlenen artışı, nitratı arındırılmış içecek kullandığımızda görmeyişimiz, nitratın ne kadar etkin bir rol oynadığını kanıtladı” dedi.

Popularity: 10% [?]

21 Aralık 2010
Okunma
bosluk
 Son Yazılar FriendFeed
reklam
reklam
reklam
reklam

Tavsiye Bağlantılar